YOLCULUK BAŞLIYOR
Gününü ve tarihini hatırlamıyorum ama sıcak bir yaz günüydü. (Ağustos, 2014)
Sabah kahvaltıdan sonra bavullarımızı toplayıp koyulduk yollara. Yanımıza az eşya aldık fazla yük olmasın istedik; Bir iki t-shirt, spor ayakkabısı, terlik, bir tane masa örtüsü, havlu, pijama, hırka, mayo, bir tane şık elbise (nolur nolmaz diye), yere sermelik bir örtü, tabak, çatal-bıçak, çay termosu, güneş kremi, şampuan, sabun, küçük havlu, diş fırçası ve macunu, kolonya, yemelik ıvır zıvır vs. iyi ki az eşya almışız :)
İstanbul ilk durağımız diyebiliriz. Sakarya'dan iyice toplaşıp çıktık. Çok belirli bir rotamız yoktu ama geçen seneden yarım kalan bir Burhaniye-Ören gezimiz vardı. Onu kaldığı yerden devam ettirelim dedik.
İlk olarak Burhaniye'ye geçtik. Kalacak yeri önceden ayarlamadık. Geçen sene dört kişi bir ailenin üst katında oda kiralamıştık, günlüğü 60 lira. Bu sene de öyle bir şeyler buluruz dedik ama gittiğimiz de tam da sezonmuş. Hiç yer bulamadık. Önce bir karnımız doyuralım dedik. Sonra da Ada Motel'i bulduk, biraz 90'lardan kalma havasıyla, rahat, çok lüks olmayan ama samimi bir ortamı olan bir yerdi. Sabah kalvaltısı güzeldi. Denize sıfır olması da avantaj diyebilirim. Gece biraz sergileri gezdik, çay içtik, kumsalında biraz deniz havası alıp çok da geç olmadan yattık.
| Gezgin parmaklar |
İkinci günümüzü Hasan Boğuldu'da geçirdik. Ören'e yarım saat uzaklıkta Akçay'da güzel bir kanyon. Suyuna çok giremedik, buz gibiydi ayaklarımızı soktuk sadece ama çok iyi serinledik. Ayaklarımız sularda, güzel bir piknik yaptık. Mükemmel bir gündü,bu yaz yine gitmek istiyorum:)
Ada Motel'de iki gün kaldık. Ertesi gün biraz denize girip öğleden sonra yine koyulduk yollara. Bu sefer ki hedefimiz İzmir'di. Geze geze gittik İzmir'e.
İlk molamızı şirin bir sahil kasabasında verdik.
Ayvalık
İzmir
İzmir'de bir gece konakladık. Akşam kordon boyunda yürüdük, adetten birer kumru yedik, sahilde çayımızı içtik derken bir günü daha geri de bıraktık. Ertesi sabah İzmir'in görülmesi gereken yerlerine uğrayarak Kuşadası'na geçtik.
Kedi görünce çekmeden duramıyorum. Bu kedi de resim çekilmeye bayılıyordu, bana bir sürü poz verdi:) Diğer pozlarını kedi bloğum için ayırdım.
Bu renkli panjurlu evlere bayıldım. Bir tanesine yerleşesim geldi hemen:)
Kuşadası / Zeus mağrası
Kuşadası / Dilek Yarımadası
Buraya da bayıldım. Doğası, temiz havası, mis gibi ağaçların kokusu, güzel koyları, taşlı kumsalı, dev dalgalı berrak denizi. Hepsi harikaydı. Ağaçların altında hemencecik bir şeyler yedik ve denizin tadını çıkarttık. Yaban domuzu sürüsü bir anda piknik yaptığımız yere dalıverdi. Domuz anne ve yavruları acıkmışlar belli ki, insanlardan biraz karpuz kabuğu alıp ormanın içine geri döndüler. İlk görünce çok korktum, gözlerime inanamadım. Pojo'da hemen savunmaya geçti ama bir zararları yoktu. Küçük bir macera oldu bizim için.
Kuşadası'nda bir gece konaklayıp ertesi gün Bodruma'a devam ettik. Orada çok fazla resim çekmedik. Çok kalabalıktı ve gürültülüydü. Ertesi gün yolumuza devam ettik Pojo'yla. Harita'da bile gözükmeyen yollardan gitmeyi tercih ettik. İyi de oldu.
Lastik sandaletlerim ve renkli parmaklarım
Dalyan ( Dalyan Camping) Buraya gelmeyi düşünürseniz, kesinlikle burada kalmalısınız. Hele bir de karavananız varsa... çok keyifli günler geçirebilirsiniz. İşletmecileri çok iyi insanlardı. Kendinizi, hiç tanımadığınız insanlarla aile gibi hissedebileceğiniz bir yer. Ortak mutfağı var, akşam yemeklerinizi orada pişirip yiyebilirsiniz. Sabah kahvaltısı muhteşem, az çeşit var ama en azından bal hakiki bal, tereyağı margarin değil. Tost makinesine bayıldık biz. Kral mezarlıklarının tam karşısında, önünüzden yemyeşil dalyan akan güzel bir manzara eşliğinde harika bir zaman geçirdik.
Süleyman, göl kaplumbağısı
Oralara kadar gidip Ölüdeniz'e gitmesek içimizde kalırdı.